TÜRÇEP’in feryadı: Bedel ödememek için çevreci bir dünya kuralım!

Gürhan Savgı’nın yazısı

Yerküreye olan sorumluluklarının gereği olarak 16 yıldır Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP)’nda çevre sorunlarına çözüm arayan bir grup duyarlı insan pandemi sürecinde internet ortamında toplantılarını sürdürüyor.  Plansız şehirleşme ve medeniyet anlayışının insanlığın başına felaketler açacağını haykıran bu duyarlı insanlar yılmadan çalışmalarına devam ediyor. Kamuoyu onları duyacağı zamana kadar sağlık, çevre, ekonomi, sosyal ve kültürel olarak daha çok bedeller ödeyeceğe benziyor.

TÜRÇEP;  ekolojik dengenin korunması temelinde; tarihi, kültürel ve doğal çevre bilincini ve duyarlılığını geliştirmek, etkin kılmak, bu bilinci ve duyarlılığı yaygınlaştırmaya çalıyor. 2005’de Ankara’da kurulan Platform, aradan geçen sürede çok sayıda çevreyi tehdit eden projeyi önledi.  Hukuk yoluyla başarılar elde etti. Küresel çapta çevre ve yenilenebilir enerjiler konusunda bilgi ve duyarlılığın yayılmasına yardımcı oldu.

Pandemi yılgınlığına kapılmayan duyarlı vatandaşlar zoom üzerinden toplantılarına neredeyse gün aşırı devam ediyor. Genelde 21’de başlayan oturumlar 23.30′ a değin sürüyor. Çoğu zaman katılımcılar ekranlarını kapatmakta zorlanıyor.

Pandemi sürecine kadar farklı illerin ev sahipliğinde Temsilciler Meclisi toplantıları yapılıyordu. Bu toplantılar, değişik yörelerde çevre mücadelesi veren sivil toplum örgütü yönetici ve üyeleri ile vatandaşların birbirini tanımasını ve diyalog kurmasını sağlıyordu.

Batı Akdeniz Çevrecileri,

TÜRÇEP, Anadolu’da toplantılar yapıyor

Doğu Karadeniz Çevre Platformu:  (DOKÇEP)

Marmara Çevre Platformu: (MARÇEP)

Güneydoğu Anadolu Çevre Platformu: (GAÇEP)

Batı Karadeniz  Çevre Platformu: ( BAKÇEP)

Doğu Akdeniz Çevre Platformu: (DAÇE)

İç Anadolu Çevre Platformu: (İÇAÇEP)

Doğu Anadolu Çevre Platformu: (DOĞÇEP)

Bu platformların altında da yüzlerce sivil toplum örgütü yer alıyor.

Bu toplantılara katılan ömürlerini çevre mücadelesine adamış insanlar oldukça dertli. Pandeminin çevreyi tehdit eden girişim ve projeler için bir fırsat gibi kullanıldığından yakınıyorlar. Çevrede geri dönüşü imkânsız zararlar meydana getirecek şirket yöneticisi ve çalışanlarına pandemi kısıtları uygulanmazken, buna karşı çıkan ve hukuk yoluyla hakkını arayan vatandaşlara bu imkan verilmiyor.

Toplantılarda yurdun dörtbir yanındaki çevre sorunlarının hemen hemen aynı olduğu ortaya çıkıyor.

Trakya’nın sorunları ile Doğu Anadolu’nun sorunları farklı değil.

Yatırımlar için uygulanan çevresel etki değerlendirme süreçlerinin hemen hemen tamamından olumlu sonuç çıkıyor.

DERELER ZEHİR AKIYOR, HAVA KİRLİ, MADENLER DOĞAYI TAHRİP EDİYOR

Kanunlarda yapılan değişikliklerle mahkemelerin çevreyi tehdit eden yatırımlara karşı yargı sınırları kısıtlandı. Yüksek harçlarla dava açmak zor hale getirildi.

Davalar kazanılsa dahi plan ve ruhsatlarda yapılan küçük değişikliklerle proje kısa sürede yeniden uygulamaya konuluyor. Oysa mahkemelerin bu noktada kapsamlı bir değişiklik olmadığı bir nevi hile yapıldığına karar verebilmesi gerekiyor.

Yurdun dört bir yanında orman, sulak alan ve doğa alanlarında çeşitli maden işletmelerine izin veriliyor.

Akarsular, sanayi ve evsel atıklarla kirlenmiş durumda. Alternatif arıtma yöntemlerine izin verilmiyor. İller Bankası, ilgili belediyeyi borçlandırıp, arıtma tesisi ihalesini kendi yapıyor.

Bu şekilde yapılan Kırklareli Arıtma Tesisinde büyük sorunlar yaşanıyor.

Plansız sanayileşme Ergene Nehrinin debisini saniyede 2 metreküpten, 8 ‘e çıkarmış durumda. Bir nevi  Ergene artık bir tahliye kanalı. Marmara Denizi de fosseptik.

Van gölünde de yerleşimlere yakın alanlarda su kirliliği yaşanıyor.

İnci kefalini korumak güçleşiyor.

Kanalistanbul ise Trakya’nın tüm yeraltı ve yer üstü su dengesini allak bullak edecek.

TÜRÇEP toplantılarına katılanlar, mahalli ve merkezi karar alıcıların ‘çıkarcı’ davrandığı görüşünde. Belediye meclisine giren kişilerin dahi kendine göre çıkar hesabı yaptığını, makam büyüdükçe bu durumun da arttığını anlatıyorlar.

Yurdum insanı, kendi çıkarını önceleyip topluma hizmeti öncelemezse e sorunların çözümü için ümit var olamayız.

Zaten karar vericilerin ötesinde günümüz bilim anlayışı da çevre katliamlarına ferman veriyor.

Her şeyin ekonomi ve mühendislikle halledileceği hatalı önyargısını kırıp, daha doğal zamana yayılmış ve istikrarlı çözümler bulmanın zamanı geldi de geçiyor bile…

Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial