AYVALIK’ta jeotermal’in yeri ve tarihi geçmişi

Son yıllarda büyüyen çevre sorunları nedeni ile, enerji kullanımının doğal çevre üzerindeki etkileri konusu gündeme gelmiş ve dünya ülkeleri çevre kirletici emisyonları sınırlandırmak ve kontrol altında tutabilmek amacı ile çevre dostu enerji kaynaklarına yönelmiştir.

                                         Yer bulduru Haritası

Dolayısıyla yenilenebilir, çevreye zarar vermeyen ve diğer enerji kaynaklarına göre daha ekonomik olan güneş, rüzgar, jeotermal vb. gibi enerji kaynakları önem kazanmıştır. jeotermal enerji , yaygın olarak elektrik üretimi, konut ve sera ısıtma ve konut soğutması, endüstriyel uygulamalar ve kaplıcalarda kullanılmaktadır.

JEOTERMALİN  OLUŞ HİKAYESİ

Harita da gösterilen bu bölgede MTA Jeoloji Dairesi’nce 1975-1977 ve 1980 yıllarında 1/25000 ölçekli jeoloji harita çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaların sonuçları ( Akyürek ve Soysal, 1983; Ercan ve diğ., 1984 ) ile yörede yapılan diğer eski çalışmalar ( İzdar, 1968; Öngür, 1972) değerlendirilerek 1/100000 ölçekli jeoloji haritası hazırlanmıştır.

İnceleme alanının bulunduğu bölge için MTA tarafından verilen, Diri Fay Haritası Ayvalık paftası ve Diri Fay Haritası Balıkesir paftası incelendiğinde, İnceleme alanının, kuzeyinde Edremit fay zonu, doğu batısında  Havran-Balya fay zonu, güneyinde Dikili fay zonu, güneydoğusunda ise Bergama fayı ve Soma-Kırkağaç fay zonu dikkat çekmektedir.

 Ayrıca çalışmalar sonucunda Miyosen çökellerince örtülü durumda olan çok sayıda normal fay saptanmış olup, Çalışma alanının Miyosen yaşlı çökel kayaçlarda genel olarak düşük dereceli eğimlere sahip olduğu ( 5 º – 20 º ) belirlenmiştir.

 Bu tabaka eğimleri KB – GD doğrultulu bir antiklinal kıvrım yapısını oluşturmuştur. Antiklinalin ekseni boyunca aşınma nedeniyle Miyosen çökellerinin tabanını oluşturan kırmızı renkli FeO – karbonat çimentolu konglomeralar yüzeylemiştir.

Tabaka eğimleri fay yakınlarında yön değiştirmekte ve yersel ondülasyonlar oluşturmaktadır. Edremit Körfezi’ nin bir çöküntü havzası olması ve yukarıda da geçen genç faylar ile biçimlenmesi, (Erişen, ve diğr., 1996 ) Edremit çevresinde bulunan termal alanların, yapısal süreksizlikler ile derinlere ulaşabilen suların ısınarak yükselmesi ile oluşmakta olduğu fikrini oluşturmuştur.

MTA Dergisi ‘ sinde yayınlanan çalışmasında da dikkat edilecek tespitler vardır; Edremit Körfezi kıyıları, Midilli Adası kuzeydoğu sahili, Ayvalık Alibey ve Maden adaları çevresi ile Dikili Körfezi doğu kıyılarında bentik foraminiferler üzerinde yapılmış olan çalışmalarda kavkılardaki irilik ve renklenme,

dikkat çekecek kadar anormal morfolojik bozukluk, sıcak deniz tiplerinin bolluğu, farklı cins ve türler arasındaki birlikteliği gösteren bireylerin varlığı ve tortullar arasında gözlenen jips kristalleri ile bu alanlarda farklı ekolojik koşulların hüküm sürdüğü/sürmekte olduğu ortaya konulmuştur.

Yukarıda MTA  kaynak alınarak yapılan çalışmalar göstermiştir ki; bölge olarak jeotermal kaynağının olduğunu  ispat etmektedir.

Jeotermal enerji yer katmanının alt tabakalarında bulunan sıcak suyun kullanılmasıyla elde edilen enerjidir.. Fakat bilinenin aksine, azda olsa jeotermal enerjinin zararları bulunmaktadır Bu enerji ısınma amacıyla kullanılabildiği gibi elektrik üretimi amacı ile de kullanılmaktadır. Genellikle güvenli, temiz ve çevre dostu olarak adlandırılır.

ZARARLARI NELERDİR ?

Su kalitesinde kirlenmeye neden olabilir: Yeraltı kaynaklarından pompalanan su boru sistemlerini gezerek geri gönderilmektedir. Bu işlem sırasında içeriğindeki kükürt ve tuz nedeni ile boru içerisindebulunan maddelerle etkileşime girerek suda kirlenme meydana getirebilir. Kirlenen su tarım bölgesindeki gıdaları etkileyerek insan sağlığına zararlı olabilecek durumlar ortaya çıkarabilmektedir.

    Kalp ve akciğer hastalıklarına yol açabilir: Açık sistemlerde havaya hidrojen sülfür, karbon dioksit, amonyak, metan ve bor yayılması gerçekleşebilir. En çok yayılan ise hidrojen sülfürdür. Bu maddenin kokusu çürük yumurta kokusuna benzer. Hava ile temasında hidrojen sülfit haline dönüşür ve ciğerler ile teneffüs edildiğinde kana karışarak kalp ve akciğer hastalıklarına neden olması jeotermal enerjinin zararları arasındadır.

    Asit yağmurlarına neden olabilir: Açığa çıkan kükürt dioksit gazı aynı zamanda asit yağmurlarına neden olarak bitkileri, ağaçları, gölleri ve akarsuları etkileyebilir. Asit yağmuru insan üzerinde kemik erimesi ve kanser gibi etkilerde de bulunmaktadır. Fakat jeotermal enerjinin yaydığı kükürt dioksit miktarı, kömür ocaklarından 30 kat daha azdır.

    Yaşam döngüsü ve küresel ısınmaya etkileri: Açık sistem jeotermal tesislerde, havaya salınan gazlarda %10 karbondioksit ve metan gazı bulunmaktadır. Bu gazların küresel ısınmaya neden olma ve bazı hayvanların yaşam ortamlarını değiştirme gibi etkileri de jeotermal enerjinin zararlarından kaynaklanmaktadır.

JEOTERMAL KOMİSYON KURULMALI

Bir birey olarak,bir çevreci olarak,enerji ve enerji kaynaklarının kullanımına karşı değilim .Enerji kaynakları kullanılmalı ama  en doğru,en sağlıklı ve çevreye zarar vermiyecek şekilde .

Jeotermal kaynaklarında kırılma noktası,reenjeksiyondur.Bir başka deyişle;Yer altından çıkan  sıvı ve gaz karışımı   olağanüstü ciddi metal karışımlar içeriyor.Burada mesele: Alındıktan sonra,aynı şekilde bırakılmasıdır.Eğer bu şekilde bırakılırsa, o zaman temiz bir enerji olur.Fakat mevcut uygulama da, renjeksiyon yapılmadan olduğu gibi doğaya salıvermesidir.

Burada denetim tek Çevre ve Şehircilik Bakanlığına aittir.Büyükşehir Belediyesi ve Ayvalık Belediyesi tesisi denetleyemez ama etrafındaki suları incelemeye yetkisi vardır.İnceledikleri zaman çevreye zararlı tesbit yaptıkları taktirde,hukuki yollardan hesap sorabilirler.Çünki Türk Ceza Kanunun da “Çevreyi Kirletmek “ gibi bir suç tipi var.

Bu  bakımdan Ayvalık Belediye Başkanlığınca  jeotermal komisyon kurularak; bölgedeki kaynaklar  ve ruhsatlar incelenmeli ve kontrol altına alınmalıdır.

Adnan Menderes Üniversitesi bünyesinde oluşturulan “Jeotermal Uygulama Merkezi” başkanı Prof. Dr. Cafer Turgut konu ile ilgiliolarak ; Jeotermal enerjinin sürdürebilir, çevreyi kirletmeyen, milli bir enerji kaynağı olması için; yeraltından çekilen akışkanın bir damlasının bile yeryüzüne bırakılmamasını,

akışkanla birlikte çıkan ve gözle görülmeyen gazların da kesinlikle atmosfere salınmaması, mümkün olduğu takdirde sanayide kullanılması, kullanılamayan kısmının da geri mecrasına gönderilmesi” gerektiği cevabını vermiştir.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı ise konu ile  ilgili olarak cevapta; “ Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığımızda; Jeotermal akışkanın insan sağlığına, doğaya ve bitkilere verebileceği zararların araştırıldığı tamamlanmış bir çalışmamız bulunmamaktadır.” cevabını vermiştir.

Yapılan bir çaliştayda oluşturan rapor da; “Jeotermal enerjinin, kümülatif olarak çevre etkisinin değerlendirilmesinin gerektiği. İzlemenin de Bölgemizdeki Üniversiteler aracılığı ile yapılmasını. Düzenli izleme ve ölçümlerin yapılabilmesi için, hava, bitki, toprak, su kalitesi analizlerinin yapılabilmesi için Üniversite bünyesinde ya da Gıda tarım Hayvancılık Bakanlığı araştırma Enstitüsü’nün altında araştırma laboratuvarlarının kurulması gerektiği vurgulanmıştır.

Jeotermal santrallerin konumlandıkları alanların, tarım alanları olması nedeniyle, tarım ürünlerine olası etkisinin araştırılmasının yanı sıra toprak ve sulama suyu kalitesinin de gerek yapılan yanlış uygulamalar, gerekse jeotermal akışkanın içeriğindeki kirleticilerce (bor, ağır metal radyonülidler v.b.) olumsuz yönde etkilenebileceği için, uygulamaların kontrollü yapılması, gerekli tesislerin inşa edilmesi ve denetlenmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.

AYVALIK’TAKİ JEOTERMAL RUHSATLAR             :

  Ayvalık ilçesinde 3 tane arama ruhsatlı,bir tane işleme ruhsatlı jeotermal ruhsat bulunmaktadır. RHT.10.2018.JEO.02 nolu jeotermal kaynak işletme ruhsat alanı içinde açılmış olan AT-1 jeotermal sondaj suyu sıcaklığının 37 derece olduğu, herhangi bir sıcaksu kullanımı bulunmadığı, hesaplamalarda;

0.215 MWt jeotermal ısı enerjisi elde edilebileceği, yaptırılması planlanan termal tesislerde yılda en fazla 124416 metreküp sıcak suyun termal tesis ve kaplıcalarda kullanılacağı belirtilerek  il Çevre ve Şehircilik md.lüğünden  ÇED görüşü istenmiştir.

Söz konusu faaliyetin Jeotermal ile ilgili planlamalarının 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Listelerinde kapasitelerinden dolayı yer almadığından ÇED Yönetmelik hükümleri uygulanmayacağı,.

Ancak yapılması planlanan termal tesis ve kaplıcanın oda sayısına bağlı olarak ÇED Yönetmeliği EK-1  42- Turizm konaklama tesisleri:  veya EK-2  Oteller, tatil köyleri ve/veya turizm kompleksleri ve benzeri, (500 oda ve üzeri)

32-Turizm konaklama tesisleri: Oteller, tatil köyleri, turizm kompleksleri vb. (100 oda ve üzeri)  maddelerinden birinde yer alması durumunda; planlanan tesisle ilgili ÇED Yönetmelik hükümleri doğrultusunda başvuruların yapılması gerektiği şirkete bildirilmiştir.

Bununla birlikte; yapılması planlanan çalışmalarda 5491 sayılı Kanunla Değişik 2872 sayılı Çevre Kanunu ile bu Kanuna istinaden çıkarılan Yönetmeliklerin ilgili hükümlerine uyulması ve diğer  mer’i  mevzuat çerçevesinde  öngörülen  gerekli  izinlerin  alınması,  ekolojik  dengenin bozulmamasına,

 çevrenin korunmasına  ve  geliştirilmesine  yönelik  tedbirlere  riayet  edilmesi belirtilmiştir. GSMH ruhsatını  Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığından alacaktır.Kisacasi işletme ruhsatrından sonra işletme izni alıp çalıştıracaktır.

Diğer bir arama ruhsatı da teminatını yatırdığın taktirde bu ruhsat da işletme ruhsatından sonra işletme izinini alıp  saha da çok yakında çalışmaya başlıyacaktır.Bu ruhsatın tabiat parkı içindede sahası bulunmaktadır. Zaten burada sondaj da yapmıştır.

Sonuç olarak ;

1.Ayvalık Belediye Başkanlığınca  jeotermal komisyon kurularak; bölgedeki kaynaklar  ve ruhsatlar incelenmeli ve kontrol altına alınmalıdır.

 2.Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Ayvalık Belediyesi tesisi  kanunlar çercevesinde denetleyemez ama etrafındaki suları incelemeye yetkisi vardır.İnceledikleri zaman çevreye zararlı tesbit yaptıkları taktirde,hukuki yollardan hesap sorabilirler.

 3.Jeotermal kaynaklarında kırılma noktası,reenjeksiyondur.Bir başka deyişle;Yer altından çıkan  sıvı ve gaz karışımı   olağanüstü ciddi metal karışımlar içeriyor.Kontrol altına alacak tedbirler alınmalıdır.

4. Jeotermal enerjinin, kümülatif olarak çevre etkisinin değerlendirilmesinin gerektiği. İzlemenin de Bölgemizdeki Üniversiteler aracılığı ile yapılması, düzenli izleme ve ölçümlerin yapılabilmesi için de , hava, bitki, toprak, su kalitesi analizlerinin yapılabilmesi için Üniversite bünyesinde ya da Tarım ve Orman Bakanlığı araştırma Enstitüsü’nün altında araştırma laboratuvarlarının kurulması gerekmektedir.

5. Zeytin Araştırma Kurumu’na başvurularak jeotermalin zeytin ağaçları etkisi olup olmadığı araştırılmalıdır. Özel bir firmalar  tarafından jeotermal sahası olarak satın alınan arazideki ağaçlar, iş makineleri tarafından sessiz sedasız köklenmemesi ve  dalları da yakılarak imha edilmemesi için tedbirler alınmalıdır.

meskun mahallerde il/ilçe sağlık müdürlüğünce  aralıklı periyodlarla sağlık taraması yapılmalıdır.meskun mahallerde il/ilçe sağlık müdürlüğünce  aralıklı periyodlarla sağlık taraması yapılmalıdır.

6.Jeotermal tesislerde olası kazalar için iş güvenlik tedbirleri maksimum düzeyde olmalı acil müdahale planı yapılmalıdır.7.Jeotermal bölge de yakın olan meskun mahallerde il/ilçe sağlık müdürlüğünce  aralıklı periyodlarla sağlık taraması yapılmalıdır.

HABER: BÜLENT ÖZGEN

Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial