Altınova da kazanılan zaferin buruk sevinci

2017 yılından beri cansiparene mücadele verilmişken yerel yöneticiler tarafından haklı zafer için verilen demeçlerinde ,dolayısıyla ulusal basında işin mutfağında olan Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Ayvalık Temsilciliğine yer verilmemesi vefasızlık olarak değerlendirilmiş ve temsilcinin sağlığını bozacak şekilde etkilemiştir.

Türkiye Tabiat Derneği Ayvalık Temsilcisi Bülent Özgen, Ayvalık’ın tarihi ve turistik sahili Altınova’da bir şirketin demir cevheri çıkarma girişimini 3 yıl önce gece 4’de sosyal medyada duyurarak başlattı.

Süreci sıkı bir şekilde takip eden Özgen, ilgili bakanlıklar, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı birimleri, Türkiye Atom Enerjisi kurumuna başvuru ve bilgilendirmelerde bulundu. Çok sayıda akademisyen görüş ve raporlar hazırladı.

Sonuçta, söz konusu madenciliğin deniz ortamına geri dönüşü olmayan zararlar vereceği, ayrıca bölgede arkeolojik kalıntılar olduğu tespit edildi. Deniz içinde maden çıkarma projesi Özgen’in, Kurban Bayramından önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ulaştırdığı geniş bir dilekçe ile son buldu. Bakanlığın, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) dosyasını kapattığı öğrenildi. Bülent Özgen; “Alkışlar, duyarlı Ayvalık halkına” dedi.

Ayvalık – Altınova, 13 kilometrelik kumsalı, bereketli toprakları ve zengin kültürel birikimi öne çıkan bir mahallesi. Türkiye’de ekonomik değeri olan tabiat parçalarının başına gelen bu tarihi turizm diyarından da yaşandı.

Bir madencilik firması deniz içindeki binlerce hektarlık ruhsatlı alanda demir cevheri çıkarmak için faaliyete geçti. Balıkesir il Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün sitesinde 01.11.2017 tarihinde konuyla ilgili ÇED süreceğinin başladığı duyuruldu.

Tam bir çevre gönüllüsü olan Bülent Özgen, söz konusu duyuruyu vakit geçirmeden sosyal medyada paylaştı. Özgen’in çabaları sonucu geniş bir kamuoyu oluştu.

Kolları sıvayan Özgen, öncelikle üniversitelere başvurarak bilirkişi raporları talep etti. Ardından Çevre ve Şehircilik, Kültür ve Turizm Bakanlıkları ile Türkiye Atom Enerjisi kurumuna dilekçe verdi.

Süreç içinde Aksaray Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Hidrojeoloji ABD Başkanı Doç.Dr. M. Murat Kavurmacı tarafından hazırlanan raporda ÇED dosyasının eksik ve hatalarla dolu olduğu tespit edildi.Bu süreçi Ayvalık Tabiat Platform ile birlikte yürüttü.

13 Kasım 2017 tarihli raporda özetle şunlar ifade edildi: “Ruhsat sahalarında bulunan canlı popülasyonunun varlığı ve işlem sonrası gelişecek değişimler dosyada bulunmamaktadır. Bölgenin hidrojeolojik yapısı, özellikleri işlem sonrası gelişecek değişimler dosyanın diğer bir önemli eksiğidir. Hazırlanan projenin ruhsat sahası ve çevresi için gerekli risk analizleri yapılmamış, dosyada verilen çevresel riskler ise genel teorik bilgilere dayandırılmıştır.

Deniz tabanından alınarak işlenecek malzemenin mühendislik özelliklerinin hiçbirisi belirlenmemiş, işlem sonrasında malzemede oluşacak değişimler tespit edilmemiştir.

İşletme sırasında oluşacak gürültü seviyesinin ve deniz tabanından malzeme çekilmesi sırasında deniz tabanında yaşayan canlıların etkilenmemesi mümkün değildir. Çekilecek malzeme ile birlikte deniz tabanında yaşayan canlılarda seperatörlerin içerisine çekilecek ve ayrıştırılacaktır.”

Aynı akademisyence 27.08.2018 Tarihindeki raporda ise özetle şu hususlara yer verildi:

a.Hazırlanan ÇED dosyasının 5. sayfasında (PDF dosyasının 17. sayfasında) belirtildiği üzere, ilgili ruhsat sahibi firma tarafından deniz içerisinde rezerv tespitine yönelik hiçbir çalışma yapılmamıştır. ÇED sürecinin tamamlanmasının ardından maden arama çalışmalarına başlanacağı ifade edilmiştir.
b. ÇED dosyasından da açıkça görüldüğü üzere söz konusu cevher veya madenin varlığına yönelik bilimsel çalışmalar ve analizler gerçekleştirilmemiş onun yerine gözlemsel deneyimlerle ÇED başvurusu yapılmıştır.
c. İlgili firma tarafından hazırlanan dosyada işlemler sırasında “kırma işlemi yapılmayacak” şeklinde verilen beyanat gerçeği yansıtmamaktadır. Zenginleştirme tesisinin dört tamburlu manyetik ayırıcı ile yapılacağını belirtmiştir. Kullanılacak Tambur Hızı: 0-20 devir/dakika, Kapasite 150 ton/saat, Motor : 5,5 kW şeklindedir. Dakikada 20 devir yapan bir tanburdan geçen kum, silt ve kil boyutundaki jeolojik malzemenin fiziksel ayrışmaya uğramaması jeolojik anlamda mümkün değildir.
d. ÇED dosyasının 106. ve 151. sayfalarında ifade edildiği gibi; “dip kumunun yüzeye çıkarılması ve tekrar deniz dibine bırakılması sırasında bir miktar kumun su içerisinde asılı durumu geçerek askıda katı madde oluşumuna neden olması beklenmektedir.” cümlesi oluşacak çevre kirliliğine işaret etmektedir.
e. İşletme sırasında oluşacak gürültü seviyesinin ve deniz tabanından malzeme çekilmesi sırasında deniz tabanında yaşayan canlıların etkilenmemesi mümkün değildir. Çekilecek malzeme ile birlikte deniz tabanında yaşayan canlılarda seperatörlerin içerisine çekilecek ve ayrıştırılacaktır.
f. ÇED dosyasında verilen “KARAKOÇ SULAKALANI EKOSİSTEM DEĞERLENDİRME RAPORU ”incelendiğinde, raporun hidroloji ve hidrojeoloji kesimi, Proje faaliyetinin, çevrenin hidrolojik ve hidrojeolojik yapısına olabilecek etkilerin ortaya konması amacıyla sadece 30.01.2019 tarihinde yerinde sahada bir günlük inceleme çalışması ile gerçekleştirilmiştir.
g. ÇED dosyasında sunulan raporlarda, proje kapsamında gerçekleştirilen her türlü faaliyet sonrası oluşabilecek kıyı erozyonu, kıyı değişimi, derinlik değişimleri, stabilite sorunları, kıyı kirlenmesi, deniz kirlenmesi, tatlı su akiferlerinin kirlenmesi, turizm potansiyelinin zarar görmesi, her türlü ekolojik bozukluklar ve etkilerinden oluşabilecek maddi ve manevi zararları önleyebilecek bir önlem geliştirilememiştir.”

Süreç devam ederken Ege Üniversitesine de 28.11.2017 tarihinde Altınova denizinin açıklarında demir madeni çıkartılmasının ekosistemi konusunda görüş bildirilmesi için başvurulmuştur.

04.12.2017 Tarihli Ege Üniversitesi Raporunda; özetle şunlar ifade edildi: ‘’ Kum alınırken, bu kum içinde yaşayan bentik organizmalarda jet pombası ile emilecek ve ölümlere yol açabilecektir. Kumun geri bırakılmasının hiçbir önemi yoktur. Bentik canlıların azalması/yok olması ile bu canlılarla beslenen organizmalar besin bulamayacak hem pelajik hem de betik canlılar için tür çeşitliliği de etkilenecektir.

Kumların alınıp tekrar bırakılması, denizde bulanıklığa sebep olacaktır. Bunun oluşması ışığın geçirgenliğini ve ışığın denizel ortamda yayılmasına engel olabilecektir.’’

Görüldüğü üzere; Raporlar denizden maden çıkartılması denizin eko-sistemini tamamıyla bozacağını ifade ederek son derece sakıncalı olduklarını belirtiyorlar. Bu raporu verenler doçent seviyesinde çevre mühendisleri ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Hidrojeoloji ABD Başkanıdır. Yani bilim insanları.

Bu değerlendirmeler karşısında İl Çevre ve Şehircilik Md.lüğü, “Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gereklidir “ kararı verdi.

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, Bilim Danışmanı SDÜ EĞİRDİR SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ Em. Öğretim Üyesi EROL KESİCİ ’de konuyla ilgili görüşünde şunları belirtti: ‘’Bu tür çalışmalarda arama ve çıkarma yapılacak yerin ekolojik çeşitliliği, sahanın doğal yapısı ve peyzajı göz ardı edilmemelidir.

Turizm bakımından da çok değerli olan bu alanlarda ekolojinin ekonomiye getirisi ve sürekliliği bu tür metalik maden çıkarımından çok daha önemli/değerlidir. Yaşamsal döngünün devamlılığı ve ekonomik kazançların da sürekliliği için ; Ekolojinin Ekonominin gerisinde( Ekolojik ayak izi ) olmamalı ve gelecek kuşaklar için; yok edilen kısa zaman için elde edilecek kazanç değil, milyonlarca yılda oluşan/ süregelen ekolojik kaynakların korunması önemlidir.

Bunun için de doğadan yararlanmada kar/zar hesaplarında daima ekolojik kayıplar(zararlar) kesinlikle olmamalıdır.

İnsan faaliyetleri kıyı ve deniz ekosistemlerinde daha önce görülmemiş çevresel değişikliklere neden olurken, projede belirtilen işlemlerin bu kıyılarda uygulanmamasının kıyı ekosistemine zarar vermemesinin mümkün olmadığı gibi, denizlerin; en dingin ve zengin yaşam alanı olan bu yaşam alanlarında ; yaşamın sürekliliğinin, suyun kalitesinin ve kıyısal yaşamda yer alan değerli habitatların kaybolması ve bozulmaması beklenemez.
Bu tür etkinliklerin tekniğinin sonucu ( pompajın) neden olacağı kıyı erozyonu sonucunda bölgede oluşacak biyolojik çeşitlilikteki kayıplar ve diğer türlerin ortam değişimleriyle bölgeye gelişi su ürünlerinin beslenme, barınma ve üreme ortamlarının yok olmasına neden olacaktır…Aynı zamanda akiferlerin seyrinde etkili olacaktır.


Bu tür pompajla kum alınıp tekrar ortama konulması, dingin- koy özelliğindeki alanlardaki yapının hassasiyeti ve nazikliği göz ardı edilmemelidir. Bu hassas kıyıda milyonlarca yılda oluşan dengeleri yok edebileceği gibi bu tür kıyı alanlarının diğer önemli bir özelliği de; dalgaların getirdiği biyolojik- kimyasal vb. kirliliği, doğal yöntemlerle filtre edilmesine ve doğal tabakalaşmasına- oluşumuna da büyük zar verecektir.


Kumun tekrar geri konmasıyla bunun telafisi mümkün değildir… Kıyılarda yaşayan buraya uyum sağlamış çok sayıda mikroskobik su canlıları, bakteriler, mantarlar , makroskobik su bitlilerinin ( başta deniz çayırlarının) vb. canlıların kayıplarına ve su kalitesinin bozulmasına neden olacaktır… Unutulmamalıdır ki; ,kıyı alanlarını yapısal bozulmalarının, biyolojik yaşamın ve çeşitliliğin yok olmasına, su kirliliğine ve ötrofikasyona neden olduğunun çok sayıda bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu tür çalışmaların bu bilimsel kanıtlardan hiçbir ayrıcalığı bulunmamaktadır.

Deniz ekosistemlerinde sahilden başlar, en derin çukurlara kadar olan tüm deniz dibini içeren (karasal alanı da) bölgeyi içermektedir ve bu bölgedeki (bentik) canlı çeşitliliği, buranın koy olması nedeniyle oldukça fazladır. Bu durum kesinlikle GÖZARDI EDİLMEMELİDİR… Kısacası burası sade kıyı olmayıp;
KORUNAKLI BİR KIYI ALANI ÖZELLİĞİNİ TAŞIR.EROZYONA AÇIKTIR. O NEDENLE BURANIN SU CANLILARI; -VERİMLİLİK- SU KALİTESİ-KİRLİLİK YÖNÜMDEN ÇOK NARİNDİR.
POMPAJLA KUM ALIMI ve TEKRAR BIRAKILMASI SONUCU OLUŞACAK BUKANIKLIK, GÖRÜNMEZLİK ve ASKIDA BULUNAN MADDELER SAHANIN İLERİ BÖLGELERİNDE DE ETKİLİ OLACAĞINDAN BÖLGEDE BALIK vd. SU CANLILARININ BESLENME-ÜREME-BARINMASINI OLUMSUZLAŞTIRMASININ YANISIRA OKSİJENSİZLİK, SOLUNGAÇLARINDAKİ TIKANMA NEDENİYLE KİTLELER HALİNDE ÖLÜMLERİN-HASTALIKLARIN OLMASI NI DA NEDEN OLABİLECEKTİR/OLUR!
Bu bölgede meydana gelecek bu tür değişimler bölgeye gelen su kuşlarının yaşam ve konaklama alanlarını kısıtlayacağından, kuşların diğer canlılarla olan besin zinciri- zararlılarla mücadele vb. yaşam olaylarını da olumsuz etkileyecektir… Bu ekolojik kayıplar, bölgedeki karasal vejetasyonda (orman, bozkır, çayırlık birer bitki örtüsü-) ve tohumsal gelişimin engellenmesi gibi kayıplara neden olabileceği unutulmamalıdır.
Doğanın ve Metalik maden -Demir- arama ve çıkarması planlanmak istenilen alanın yukarıda belirtiğim özelliklerinden dolayı ÇOK HASSAS DENGELERDE OLMASI ve BU DENGENİN BIRAKININ KIYISININ ALTÜST EDİLMESİNİ BURADAKİ( KOYDAKİ) ÇOK KÜÇÜK DEĞİŞİM BİLE BÖLGEDE ve İLERİSİNDE YAŞAMIN DA YAŞAMA OLASI KILAN EKOLOJİNİN VE KİMYANINDA BOZULMASINA NEDEN OLACAKTIR.BURADAKİ “TALANIN” DOĞAL KAYIPLARIN GERİ DÖNÜŞÜMÜ ÇOK UZUN YILLAR SÜREBİLECEĞİ GİBİ , İMKANSIZDA OLABİLECEKTİR.
Bu tür alanlarımızın korunması, gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, ekolojik ve ekonomik kayıplar göz ardı edilmeden, günlük ihtiyaçlar yerine , ekolojik çeşitlilik ve üretkenliğin devamlılığının sürekliliği sağlanmalıdır. Bunun sağlanması, insanları elindedir; tüm yaşam ortamlarındaki döngü bir bütünlük, pazıldaki (yapboz) parça kayıpsızlığı ve yaşamın döngüsü

KIYI EROZYONU
Doç.Dr.Murat KAVURMACI’nın 13 Kasım 2018 tarihli raporunun 3 ncü sayfasında belirtildiği üzere, Altınova kıyı kesiminde yaklaşık 30 yıldır kıyı erozyonu yaklaşık 4000 dönüm arazinin sular altında kalmasına yol açmıştır. Kıyı erozyonunu önlemek amacıyla deniz sahanlığında inşa edilen 59 adet dalga kıran tehlikenin açıkça boyutunu ortaya koymaktadır. Ruhsat sahası bölge kıyı erozyonu etki alanındadır.

Ayvalık ve Balıkesir Büyükşehir Belediye’lerinin Belediye Meclis Kararları :
Orhan Kandemir Densan Madencilik tarafından Balıkesir İli, Ayvalık İlçesi, Altınova Mahallesi, deniz açıklarında MİGEM tarafından verilen 3361056 Erişim No’lu IV. Grup, denizde yer alan saha içinde 1608,33 ha alanın 23.66 Ha kısmında Metalik maden Demir cevherinin arama talebine ait Ayvalık ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclislerine ilişkin “Belediye Meclis Kararları” 01.06.2020 tarihli dilekçem de sunulmuştur .Görüldüğü üzere Hem Ayvalık ve Balıkesir halkı da bu olaya karşıdır.

Aksaray Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesi hidrojeoloji ABD Başkanı Doç.Dr.Murat KAVURMACI hocamın kendi imkanlarıyla yaptığı analiz sonuçla dilekçeye eklendi. Bu belgenin resmi bir hüviyeti olmasa da maden hakkında da bize ışık tutmaktadır.


Analiz de dikkati çeken en önemli konu denizden alınan numune de Manyetit demir değil hematit demir sonuçlarının çıkmasıdır. Bu durum ÇED dosyası ile çelişki yarattığı değerlendirilmektedir.

Eski ortak Çağatay Köse, tarihi gemi kalıntılarını ihbar etti

Bülent Özgen, söz konusu madenle ilgili olarak ön arama ruhsatı alındığı tarihte şirket ortağı Çağatay KÖSE’nin açıklama yapması üzerine, denize numune almak için daldığında gemi kalıntıları olduğunu görmüş ve sualtı fotoğraf makinası olmadığından fotoğraf çekemediğini söylemesi üzerine arkeolojik kazı yapılması için 19.02.2018 tarihinde BİMER’e müracaat etti.

Bölgenin tarihte Cenevizlere liman olması denizde Osmanlı kadırgalarının olduğu iddiaların yoğunluk kazanması heyecan oluşturdu.  Kültür ve Turizm Bakanlığının 28.02.2018 gün ve Sayı: 52886439-169.11-E.180987 sayılı yazı ile dalış görev için gerekli talimat verildi ise de hava muhalefeti nedeniyle 26.04.2018 tarihinde bölgeye geldi.
28.02.2018 ile 26.04.2018 tarihleri arasında ise, Bodrum Su Altı Müze Arkeoloji Müze Müdürlüğünün dalgıçlarından Güner Bey ile telefonda görüşülmüş ve özellikle dalış yapılacak bölge hakkında bilgi ve belgeler mail olarak gönderildi.

Dalgıçlar; Bodrum Sualtı Arkeloji müzesinden dalgıç Güner BEY Altınova beldesine görev ifa etmek üzerine gelmişlerdir. AYVALIK Çevre ve Güzelleştirme Derneği ve ADD.DEN Yetkililer, basın ve halk görevli gelen arkadaşları karşılamışlardır.
Kendilerine Altınova mahallesinde kıyı şeridinde Osmanlı döneminden kalma bir ahşap iskelesinin yeri ve kıyı şeridinden 2.5 km açıkta bir batın olduğu ve batığın 25 yıl önce görüldüğü bilgisi Ayvalık Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği tarafından bilgi verilmiştir.
Rahatsızlığım nedeniyle bulunamadığım dalma olayının sonunda dalgıç Güner bey ,bölgede gemi kalıntılarını bulduğunu, sit alanı ilan edilebileceğini orada bulunan arkadaşlara söylediği tarafıma ifade edilmiştir.
26-27/04.2018 Günlerinde dalış yaptıktan sonra bölgeden ayrılmışlardır.
Aradan uzun zaman ,gelmemesi üzerine yapılan araştırma da raporun kurumlar arası yazışma olduğu ve raporların, fotoğrafların verilemeyeceği hem Bodrum Su Altı Müze Arkeoloji Müze Müdürlüğü, hem Balıkesir Kültür Varlıkları Bölge Kurulunca belirtilmiştir.
26.05.2018 Tarihinde 1800902607 sayılı BİMER başvurusu ile, raporun neden verilmediğini, dalış yaptıktan sonra söylenenlerle ,rapor arasında farklılık olduğu, bu durumun Ayvalık’ta infial yarattığı belirtilerek, raporun BİMER-CİMER Kanalıyla tarafıma mail ortamında tarafıma gönderilmesi talep edilmiştir. Netice itibarıyla rapor gönderilmiştir.
Bodrum Sualtı Arkeloji müzesinin hazırladığı rapor incelendiğinde;
 26.04.2018 günü, gerçekleşen dalışta;
Aynı gün yapılan dalışta; 25 metreye kadar dalış yapıldığı, deniz dip yapısının kumluk ve eriştelik olduğunun görüldüğü ve kültürel varlığa rastlanılmadığı,
2 nci aşamada, Altınova kıyı şeridinde gösterilen ve Osmanlı kadırgası olduğu alan incelenmiştir. Burada yaklaşık 3 metre derinlikte, kömürleşmiş ahşap bir parça ve bir adet Bizans dönemine ait amphora ile karşılaşılmıştır. Buradaki kömürleşmiş ahşap parçanın Osmanlı Dönemine konusu bir iskeleye ait olup olmadığı, kumluk deniz taban konusu kapsamlı yapılacak kazı ile netleşecektir.

3’üncü aşama da, yine Altınova kıyı şeridinde gösterilen bugünkü balıkçı barınağının olduğu alan incelenmiştir. Alanda deniz kumları doğal bir dalgakıran oluşturmaktadır.
Kumluk dalgakıranının içinde, görülen tek bir taş parçasının antik denize doğru dik olarak devam eden ve su üstünden de görülebilen düzensiz taşlardan dalgakırana ait olup olmadığı belirsizdir. Alanda, Altınova Jandarma Karakol Komutanlığı hizasından başlayarak, oluşturulmuş uzantının da antik dönemden kaldığı konusunda şüphe yaşanmıştır.

Söz konusu maden arama sahası, geniş bir sahayı kapsamaktadır. Bülent ÖZGEN tarafından yapılan başvurunun, DENSAN şirketinin resmi başvurusu olmadığı, Altınova kıyı şeridinin çevreci bir grup STK’lar tarafından korunmaya çalışıldığı kanısına varılmıştır diye rapor sona ermektedir.
Dalgıçların verdiği rapora göre burada yapılacak çok iş var. Yeniden kazı yapılması öneriliyor. Maden bölgesinin genişliğinden söz edilerek, uzman görüşü gerektiren birçok konu var. Bulunanlar yerinden çıkarılıp kontrol altına alınması gerekmez mi?
d. Şirketin Eski ortağı Çağatay Köse’nin kuşkusuz bugünkü başarıda kuşkusuz payı da bulunmaktadır. Dalış yerlerini tarif etmiş, bölge haritasını ve İTÜ’ de yapılan analizlerin örneklerini vererek bilinçlenmemizi sağlamıştır.

Atom Enerji Kurumuna 30.09.2018 Tarihinde müracaat:
08.10.2018,15.10.2018 tarihlerinde verilen cevabi yazıda; demir cevheri aramasında kullanılacak yöntem sonucunda deniz içinde bulunan radyoaktif maddelerin herhangi bir işleme tabi utulmadan tekrar deniz dibine yayılması planlandığından, sürdürülecek bu faaliyet için kurumumuzdan herhangi bir yetki alınmasına gerek olmadığı bildirilmiştir.

TAEK; başvurunun kişisel olduğunu, şirketin olmadığını da telefonla şifahi olarak Özgen’e bildirdi. Özgen tarafından konu EGE Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanlığına şifahi olarak izah edilmiştir. Bilahare de Kuzey Deniz Saha Komutanlığı devreye girmiştir.

ÇED dosyasındaki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nın 11 Kasım 2019 tarihli yazısına istinaden 21.07.2020 tarihli müracaat :
Demir cevherinin arama faaliyetinin büyük bölümünün,ER:3361056 no.lu arama ruhsatında olduğu, ER:3371984 saha ile görüş belirtilmediği,
Yazının 6‘ncı maddesinde; muhtemel rezerv alanının büyük ekseriyetini “deniz çayırlarını ”kapsadığı,
 Alınan kum örneklerinin petrografik analizlerinde ,demir cevheri oranının düşük terörlü( %5’in altında) olduğu, Faaliyetler neticesinde bölge de ve kıyı şeridinde oluşabilecek olası stabile sorunları ile derinlik değişimleri ve bunların kıyı erozyona etkilerinin dikkate alınmasının belirtildiği ÇED dosyasının tetkik ederken tespit ettim.
Kuzey Deniz Saha Komutanlığına 21.07.2020 tarihinde başvurularak teferruatlı bilgi istenilmiştir.

Bülent Özgen, 5 senedir sabırla sürdürdüğü mücadelesi hakkında şunları söyledi: “
Akademisyenlerin hazırlamış olduğu ÇED dosyasındaki raporların ve dilekçem de bahsi geçen raporların ,Çevre ve Mühendisleri Odası Genel Merkezi , Ortadoğu, Boğaziçi ve İTÜ veya bakanlıkça uygun görülen üniversitelerden  oluşan bilim kurul tarafından incelenmesini ve arkelojik kazı yapılan bölgeden tarihe sahip çıkma konuları dilekçelerde gündeme getirilmiştir.
Halkı bilgilendirme toplantısında Ayvalık Eski Belediye Başkanı Sayın Rahmi Gencer’inde katkıları şüphesiz unutulamaz. Bu mücadele de, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Ayvalık Temsilciliği, Ayvalık Tabiat Platformu, Ayvalık ve Altınova halkının, ADD derneği ve diğer çevre dernekleri ile Ayvalık Belediye Başkanı Sayın Mesut ERGİN katkıları başarının temelini oluşturmuştur.
Alkışlar Ayvalık halkına !…”

HABER: Gürhan SAYGI

Takip edin ve beğenin:
Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial