Bursa’daki sel felaketi doğal afet değil, iklim krizinin sonucu

Bursa’da haziran ayı boyunca dalga dalga etkisini gösteren ani yağışlar 5 ilçe ve 43 köyde; can kayıplarına, ormanların ve tarım alanlarının zarar görmesine, birçok hayvanın telef olmasına ve de çeşitli yapılarda büyük hasarların meydana gelmesine sebep olmuştur. 25 Mayıs 2018’de Bursa’da, 14 Ocak 2019’da Karacabey’de yaşanmış olan sel felaketleri ne yazık ki yönetim birimlerinin hafızalarından çok çabuk silinmiştir ve de hala gerekli önlemlerin alınmadığını gözler önüne sermiştir.

Verimli toprağı, çeşitli su kaynakları, birçok eşsiz flora ve faunaya sahip ormanlık alanları ile cennet bir coğrafya bütünü olan ilimiz ne yazık ki; kentsel dönüşüm adı altında  parça parça beton yığınlarından oluşan yapılarıyla, kontrolsüz nüfus artışına sebep olan sürdürülebilir bir kalkınma hedefinden yoksun organize sanayi bölgeleriyle,

zehir solumamıza sebep olan ve sağlığımızı yok sayan termik santral belaları ile, toprağın altını üstüne getiren ‘bir ur gibi yayıldıkça yayılan, bitmeyen ve tükenmeyen’ tüm yaşam alanlarını kirleten maden projeleriyle, derelerimizin özgür akmasını engelleyen hidroelektrik santralleri ile,

el değmemiş doğal alanları işletmeye açarak rant elde etmeye çalışan ne olduğu belirsiz işletmeler ile ve daha sayamadığımız bir çok bilimden, sürdürülebilir kent modelinden, yaşam kavramının gerçekliğinden uzak projeler ile yağmalanmaktadır.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin 2019 Bursa Kent Raporu’nda da belirttiği gibi sel ve taşkınların insan kaynaklı başlıca sebepleri; plansız kentleşme, rant projeleri, ormanlık alanların yok edilmesi, alt yapı sistemlerinin eksikliği ve de iklim krizine karşı gerekli önlemlerin alınmaması gibi başlıklar ile özetlenebilir.

İklim krizinin yıkıcı etkilerinden en az zararla kurtulmak, geleceğimiz için umut oluşturmak için; iklim acil durumu ilan edilmeli ve ekoloji tabanlı hareket planı faaliyete geçirilmelidir. Atılacak tüm adımlarda; meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, akademik yapıların, yerel yönetimlerin ve de halkın katılımı en üst düzeyde tutulmalıdır.

Çevreyi, iklimi ve yaşamı göz ardı ederek, kâr odaklı bir kalkınma modelinin tercihi ile atılan adımların geri dönülmez etkileri bizleri doğal varlıklarımızı savunmaya, demokrasi mücadelesi vermeye ve bilimi kılavuz edinmeye bir kez daha sevk etmektedir.

İklimi değil sistemi değiştir !…

KAYNAK : BURSA ÇEVRE PLATFORMU

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Takip edin ve beğenin:
Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial