Ekoloji Birliği: Çernobil faciası nükleer macerasına karşı bir uyarı anlamındadır!

‘Çernobil Faciası’nın 34. yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yapan Ekoloji Birliği, tarihin en büyük facialarından Çernobil kazasının bir uyarı anlamı taşıdığını kaydetti. Sinop ve Mersin’de nükleer santral çalışmalarında ısrar edilmesine de tepki gösteren Ekoloji Birliği, koronavirüs salgını gerçeğinin günümüzde nükleerden yana değil, yaşamdan yana politikalar gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti.

‘Çernobil Faciası’nın 34. yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yapan Ekoloji Birliği (EB), tarihin en büyük facialarından biri olan Çernobil olayının bir uyarı anlamı taşıdığını kaydetti. Açıklamasında izleri kolay silinmeyecek olan facianın yarattığı radyasyon zararlarına da değinen Ekoloji Birliği, buna rağmen halen facianın sonuçlarından ders alınmayıp nükleer enerji konusunda ısrar edilmesi anlayışını da eleştirdi. 

Sinop ve Mersin’de ısrarla ve halka rağmen nükleer santral çalışmaları sürdürülmesine de tepki gösteren Ekoloji Birliği, “Nükleer Santral istemiyoruz” dediği açıklamasında, koronavirüs salgını gerçeğinin günümüzde nükleerden yana değil, yaşamdan yana politikalar geliştirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade ederek, “Nükleere inat, yaşasın hayat” vurgulamasında bulundu. Ekoloji Birliği’nin açıklaması şöyle:

ÇERNOBİL‘İ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!

26 Nisan, Çernobil Nükleer Santralı Kazasının yıl dönümü. Aradan 34 yıl geçti. Ama halen unutulmadı, unutulmayacak. Çünkü etkileri kolay kolay silinmeyecek.

Çernobil‘e en yakın yerleşim yeri olan, Kiev‘in 132 kilometre doğusundaki 49.360 nüfuslu Pripyat şehrinde bulunan santralde yapılan bir deney sırasında gerekli ve yeterli önlem alınamadığı için patlama meydana geldi ve 100’den fazla radyoaktif madde atmosfere yayıldı. Radyoaktif maddeyle kirlenmiş bölgelerdeki yerli halktan 67 bin kişi, devlet emriyle tahliye edildi ve yasaklı bölge 30 kilometreye dek genişletildi.

Kaza sonucu insanlar yaşamını yitirdi, yüzbinlerce insan süreç içerisinde çeşitli hastalıklara yakalandı ve sakat kaldı. Hava, toprak ve su zehirlendi, diğer canlılar etkilendiler.

Kaza yalnız Rusya’yı değil, bir sürü ülkeyi etkiledi. Ülkemiz de bu kazadan hatırı sayılır bir şekilde nasibini aldı ve özellikle Karadeniz’de yaşayanlar ciddi şekilde zarar gördü. Kazım Koyuncu’yu ve daha yüzlerce insanı genç yaşında bu nedenle kaybettik.

İnsan eliyle yaratılan bu facianın etkisi hala devam ediyor, daha uzun yıllar da devam edecek. Bunların yanı sıra, santraldeki patlamanın ardından bölgedeki bitki ve hayvanlarda birtakım mutasyonlar gözlemlenmeye başladı.

Çernobil dışında 1957’den bu yana bir dizi nükleer kaza meydana geldi. 2011’de yaşadığımız Fukushima Nükleer Santral kazası da en önemli olanlarından birisiydi. Binlerce insanın ölümü ve sakatlanmasına yol açan, zehirli atıklarına hala çözüm üretilememiş, sınırlı bir kaynağa mahkum olan nükleer santrallerde ısrar eden anlayışları kabul etmek mümkün değildir.

NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!

Sorumsuz iktidarlar ülkemizi de bu tehlikeli serüvenin içine sürüklemişlerdir. Mersin ve Sinop’da iki adet nükleer santral planlanmış ve ne yazık ki tüm mücadelelere ve yasal kazanımlara rağmen Mersin Nükleer Güç Santralı’nın inşaatına başlanmıştır.

Daha inşaat aşamasında temelinde oluşan çatlarlar vb. nedeniyle gündeme gelen Akkuyu NGS, şimdi de Kovid-19 sürecinde çalıştırdıkları 6000’in üzerinde işçinin sağlık sorunları ile gündeme gelmektedir. Sinop NGS’nin süreci ise nükleer karşıtı mücadelenin uzun soluklu mücadelesi sonucu uzatılmış ve gelinen noktada da Japonlar projeden çekilmişlerdir.

Ülkemizde enerji açığı olduğu iddiası kocaman bir yalandır. Halkın enerji ihtiyacı gözden geçirilmeli, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu uygulanmalı ve gerekli enerji doğaya zarar vermeyecek şekilde planlanacak tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmalıdır.

Kapitalizmin ekolojik talan ve yıkım projelerinin etkileri Kovid-19 salgını ile birlikte daha fazla görünür oldu. İnsanlar can derdinde iken siyasi iktidar bu krizi fırsata çevirerek ekolojik yıkım projelerini uygulamaya ve ÇED süreçlerine devam ediyor.

Nükleer ölüm demektir, savaş demektir. Ülkemizde ve tüm dünyada nükleer sevdasından bir an önce vazgeçilmeli, Akkuyu Nükleer Santralı inşaatı durdurulmalı ve kaynaklar sağlık ve yoksullukla mücadelede için kullanılmalıdır.

Nükleere Hayır!
Nükleere İnat Yasasın Hayat!

KAYNAK : https://ekolojibirligi.org/ekoloji-birligi-cernobil-faciasi-nukleer-macerasina-karsi-bir-uyari-anlamindadir/?fbclid=IwAR1hTBcTRRmL_uqXhKph7ErrURJalgY_g9g9yyOfN6KXxPqAVx78Lsr4Z7Y

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Takip edin ve beğenin:
Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial